26 Haziran 2009 Cuma

Kadın Gitti, Çocuk Kaldı...




Kadın gitti bu defa, çocuk kaldı...
Kadın biteviye kalmalara alışıktı,
Kalbinin yaşayan yerlerini çocukta bıraktı.
Çocuk, herşeyden habersiz giden kadına bakakaldı.
Günlerden soğuktu, yalnızlıktı, ıssızdı ve çok karanlıktı...
Kadın karanlığa doğru yol aldı, çocuk ona gülümseyerek el salladı.
Yanlarında bir de adam vardı...
Adam gibi adamdı, babaydı, esirgeyen koruyandı.
Kadın, adam bir de çocuk derin bir nefes aldı,
Geri dömek üzere yol alındı,
Çocuk kaldı,
kadın ağladı,
Adam ikisini de bağrına bastı...
Kadın, adam bir de çocuk birbirine daha sıkı sarıldı,
birbirini bir daha hiç bırakmadı...


25 Haziran 2009 Perşembe

"BaDem HaLLeri"




Haftasonu yaptığımız Polonezköy kaçamağını anlatmıştım ama fotolar yetişmemişti.. Sevdiğimiz bir arkadaşımız sağolsun öyle bir makine getirmiş ki, bizim emektar fotoğraf makinesini çantadan çıkarmaya utandık, düşün! Daha ilk karşılaşmalarından itibaren Rüzgar öyle bir modellik yaptı ki arkadaşa, bizi ya da doğayı fotoğraflandırma fırsatı bulamadı garibim. "Paylaşmadan olamaz" dedim kendi kendime.. Mutluluğun resmini çizemedi Abidin belki fakat mutluluğun fotoğrafını çekebilen biri çıktı demek istedim sizlere :) göstermek istedim... Eminim hak vereceksiniz...................
Şekilde gördüğünüz arkadaş çirkin olmaya çalışıyo... Ne kadar başarısız değil mi?


"Ağız dolusu gülmek" bu olsa gerek....

Isırırım ki ben o minicik ağzını...


Canımın en BaLLı tarafı... sarılmalara doyamamdığım kıymetlim...


Anne nasıl maymun olur? un cevabı bu işte :/


Bu fotoğrafı ilk gördüğümdeki hissiyatımı anlatabilmek için neler vermezdim ama sözün bittiği yerdeyim...

Mutlu "çekirdek" profili.....


Veeee nihayet mutlu son.... UykuyaTeslimiyet....

Önemli NOT: Tüm bu muhteşem fotoğraflar için Ferhat KALA' ya sonsuz sevgi ve teşekkürlerimizle.....


23 Haziran 2009 Salı

öylece gitmeK mi... evet evet

Kuzucummm; affet annecim sensiz plan yaptığım için... affet seni yanıcığımdan ayırmak zorunda kalacağım için... gelirsen o miniminnacık bünyen çok etkilenirmiş hava değişiminden! üşütüp hasta olabilirmişsin mazallah! Oysa ne kadar da istemiştim o öpülmelere doyulamayası varlığını yanımdan ayırmamayı... Kendi kendime söz vermiştim, ne olursa olsun BaLLım yanımda olsun diye. Olmadı işte, gene ne hikmetse o kocaman cümlelerim yapıştı kaldı ağzımda, ısrar edemedim. Büyükler daima haklıdır oğluşum, bunu büyürken mutlaka (zorla) öğreneceksin... Çok bekledim böyle bir kaçamak için; rüyalarımda falan gördüm yani öyle düşün. Kimbilir kaç yaşındaydım ilk niyetine girdiğimde.

Canım, Karadeniz... Bekle Cumartesi geliyorum.... Demek ki hiçbirşey için plan yapmamak gerekiyor, hayallenmemek gerekiyor. Nicedir tırmalıyorum bir kerecik yeşilini koklamak için. Öyle durup dururken planların içine dahil olabileceğimi bilseydim hiç bu kadar üzmezdim kendimi yapamadıklarım için. Şimdi sadece senden ayrılacağımı düşündükçe midemin orta yerinde kocaman bir yanma oluşuyor, durduramıyorum. Ama güvendesin... Hem de çok güvenli bir yerde :)
Yatçaz kalkçaz, yatçaz kalkçaz, gelicem ben......


22 Haziran 2009 Pazartesi

işTe öYLe...

Oldu işte... İlan ediyorum....
En sonunda gittik Polonezköye Cumartesi gününün sabahında, harika bir haftasonu dinlencesiydi. Sevdiklerimizle birlikteydik, Badem'im de yanıbaşımdaydı ve sevinçli bir telaş içindeydi sürekli. Zira yeşiller içinde, hamaklarla dolu, yan tarafımızda fındık dalları, tepemizde elma ağaçları.....
İstanbulun taaa öbür ucunda bir yerlerden, ardımızda bıraktığımız telaşe zamanlara nanik yapabildik hep birlikte...
Rüzgarı görsen inanamazdın, kimin elinden tutarsa bayır aşağıya koşturup durdu. kimsenin mecali kalmadı öğlene doğru. Öğlen uykusunu yer döşekleri üzerinde, bir dondurma şemsiyesinin altında uyudu cancaaazım (yaklaşık 2 saat kadar hem de) uyandığında gezdirirken nasıl olduğunu anlamadığım amele yanıklarımı, eve gidince fark ettiğimde yüz ifademi görmen lazımdı. Sevgili eşimin dalga geçmelerine göz yummaksa en gıcık durumdu benim için.
Bütün negatiflerimi gömdüm toprağa, bütün sıkıntılı nefesleri üfledim gitti bulutlara... Çok iyi geldi, çok... (fotoları sonra ekleyeceğim...)
-----------------------------0-----------------------------------------0-------------------------
Bir sonraki gün (hani şu herkesin baBa'cıııına hediye aldığı)
bir hayli eksik, bir o kadar hüzünlü başlandı güne... Özlenen baba'ya mektuplar yazıldı gizli gizli!!! Rüzgar ve babası için dualar edildi herkeslerden habersiz ve Baba yerine koyulan önemli dostlar hatırlandı telefonlarla...
Eşime bilerek ve isteyerek alamadığım hediye içiniçim ezildi önce ve sonra şöyle düşündüm:
Biz beraber olduğumuz sürece saçma sapan ambalajlı hediye paketlerinden banane yahu.
Hergün yanıbaşımdaki mucizelerim için dua ediyorum ve onları çok seviyorum....

O'na NOT: "beklediğin mektubu gönderdim baBacım, güzel bakan gözlerini öpüyorum... Günün kutlu olsun,rahat uyu seni çok seviyorum.................."




19 Haziran 2009 Cuma

biraz yeŞiL, biraz Zaman, biraz inSan...

O kadar uzun zamandır hayalleniyorum ki bir yerlere gitmeler üzerine... Haftasonlarını iple çektiğim, dünya kadar gidecek yer tespit ettiğim ve her seferinde yerime çivilendiğim bir sürü zamanlarım oldu maalesef. Ama bu sefer başka; yarından itibaren gerçekleştireceğim planlar sayesinde içimde kelebekler uçuşmaya başladı bile. Çok zormuş gibi, aynı yere kilitlenip kalmak zorundalığı sinir etmekten öte geçmişti artık ve acil birşeyler yapmalıydı.
İşte şimdi açıklıyorum:
Hafta sonunda (yani yarın) Polenezköy' e, yeşille sevişmeye gidiyoruz. Sabahın erken saatlerinde sevilen birkaç arkadaş, çekirdek bir aile, biraz öte-beri ve şöforü olan bir arabayla :) yola çıkılacak.

Önce rastgele bir yerde mükellef bir kahvaltının ardından, kırlara yayılmış minderlerin üzerinde tatlı sohbetler, Rüzgar'la kovalamaca, belki hamakta kaçamak bir şekerleme... Ahhhhh.. Bu son derece sıradan şeyleri yapma lüksüne erişebilmek için ne kadar bekledim ben. Umarım bir sorun çıkmaz ve aklımdakilerden daha fazlasını yapmam için Tanrı bana izin verir!

Böyle bir mükafatı hakettim ben!!!
Evrene bütün içselliğimle sesleniyorum:

Bana istediklerimi ver ve ışığını üzerimden ayırma...

Sevdiklerimle mutlu bir zaman isteği alt tarafı.... bu o kadar da zor değil..... Lütfen!!!


17 Haziran 2009 Çarşamba

SaĞ eLimin YaZısı

Bir alev yeter bu saatten sonra aklımdakileri hayata geçirmeme... İçi gaz dolu bi balon gibi şişiyorum günlerdir ve içimi boşaltacak bir bahane bekliyorum şaşkın şaşkın. O kadar çok cümlem var ki söyleyecek, o kadar çok hayalim var ki gerçekleştirecek. Hani uykunda bağırırsın bağırırsın sesin çıkmaz da, uyanınca avazının çıktığı kadar bağırmayı başarırsın ya; ben daha uyanmayı bile beceremedim. Sağ elimin yazısını ne kadar özlediğimi fark ettim geçenlerde, sevdiğim bir arkadaşım bana bir dolma kalem hediye ettiğinde. Ne uzun zaman geçtiğini anlamamı sağladı saman kağıdına, kalemi denemek için yazdığım cümleler... Buz gibi bilgisayarların ekranlarına klavyelerin üzerindeki harflere çarparak, zorla çıkarabildiğimiz duygu hallerinin bizde bıraktığı boşluğu doldurmama yetti de arttı, sıcacık kalem kıvrımları. Bundan böyle bloğuma eklediklerim hariç sağ elime daha çok fırsat vereceğime dair söz verdim kendime. Dolma kalemimi sağ elimin en yakın dostu ilan ettim, sizinle de tanıştırmak istedim. O yazdıkça burada paylaşacağım müjdesini vermek istedim hepinize...

Bu arada sigarayı bıraktım.... (Alkışları duyar gibiyim :) ) Kayışını koparmış aslan gibi geziyorum ortalıklarda ve geri gelen hamilelik iştahımı tam alnının çatısından vurmak istiyorum...


Yeni yeni blogları ziyaret etme ve yeni dünyalar keşfetme fırsatı buldum bu sıralar. Bakış açımın bu kadar değişeceğini, beni bu kadar heyecanlandıracağını ve gaza getireceğini tahmin edemezdim. Ne kadar çok renk var, ne kadar çok duygu var ve ne kadarından haberdarız? Her yeni güne başlarken izlediğim blogları bir bir açıp, evcilik oyunlarına konuk oluyorum sanki. Hergün yeni bir oyunun küçük bir parçası olma hayali ile çocukça seviniyorum. Onların gizli bahçelerinden çiçekler topladığımı bilmiyor bile belki bir çoğu, yalnızlığıyla sohbet ederken ağaç arkasından onları dinleyerek şarkılar mırıldandığımı hiç öğrenemeyecekler büyük ihtimalle. Belki ben de gizli misafirlerimden habersiz, yalnızlığıma yenik düştüğüm yanılgısıyla geçiriyorum çoğu günlerimi. Kendimizi bir "merhaba" dan uzak bırakarak neden saçmalıyoruz diye düşünüyorum ister istemez...

İnsan,yalnızlığa yakışmayacak kadar değerli bir varlık bence...

Ben buradayım.... ya siz????


11 Haziran 2009 Perşembe

"reset" atıcı Var mı?

Acilen bi ayar çekmeliyim kendime... Hani bilgisayarlar çöktüğü zaman "reset" atıyolar ya, hah işte ondan yaptırmak istiyorum tanıdık bi arkadaşa. Resmen devrelerim birbirine girdi, bakış açım uzaklara kaçtı sanki, gözümün gördüğü resimler üst üste geçti, renkler birbirinin içinde... Aman anla işte...

Biliyorum, uzun sürmez bu hallerim. Ya havalardandır, ya yorgunluktan, ya da özlemektendir uzaktakileri... Biriktirmektendir... Yazı yazamaz göründüğüme bakma, aklımda uçuşup duran cümleleri bi yakalasam çok şaşırırdın. Kendi kendime bile şaşıracağım cümlelerin kaçışıp, havadan nanik yapmasına dayanamıyorum artık. Bir kaçını yakalasam, daha büyük cümleler için yem yaparım ne güzel...

Bir müddet süreceğini düşündüğüm bu eğlenceli ama sinir bozucu döneme hepinizi bekliyorum....



7 Haziran 2009 Pazar

"Kadın" ...

Çocuk gitti.....
Kadın kaldı....
Kadın kalmalara alışıktı,
arda kalan, el sallayan, yerinde sayandı.
Kocaman yüreği, söndü, küçüldü, tıkandı
ve yine konuşmadı...

Çocuk geride bıraktıklarından habersiz, heyecanlı,
giderken çok büyük adımlar attı,
kadın, çocuğun ayağının altında kaldı.
Yalnızlığını alkışladı...

çocuk gitti... kadın, içindeki çocukla öksüz kaldı....



(devam edeR....)



5 Haziran 2009 Cuma

Farklı Frekans


Bu sıralar nedendir bilinmez, iyileşmek için çırpınan hastalık sahibi insanlar gibi hissediyorum kendimi. Birikim midir? havalardan mıdır? işlerin yoğunluğundan mıdır bilimez saçma sapan bir havayı çekiyorum içime kaç günlerdir. Bu kadar keyif aldığım şu yazı işlerini bile bir kenara bıraktım, sadece beğendiğim blok yazılarını okuyorum... (gerçi bazıları da benim gibi hissediyor olmalı ki, onlar da yazmıyor :/)
Bugün günlerden Rüzgar... Yazlığa gidip oğlumu alacağım önce, birlikte eve gideceğiz. (haa bu arada size hasta olduğunu söylemedim sanırım) geçen haftadan beri rahatsız baLLı badem :( önce ateşlendi, sonra da salya sümük vaziyetleri. Diş çıkarttığı için bağışıklık sistemi düşmüş dedi doktor. Demek ki 2 yaşına kadar çekeceğiz oğlum ben ve diğer aile bireyleri bu sıkıntıyı...
Pazar günü annemle birlikte Konya gezisine gidiyor mstr. Rüzgar :)
Gene bana özlem kokuyor buram buram...
Kafamda kendimi tamir etmeye yönelik terapi teknikleri uçuşuyor, yapmak istediğim şeyler var!
Hazır oğlum da tehlikeden uzaktayken kendime biraz çeki düzen vereyim diyorum.
Allah kocama sabırlar vereeeee.............

3 Haziran 2009 Çarşamba

DeLi eŞiği


Hani nefes alamayacak kadar ağırlaşır ya günün havası... hani bişey yapamadan öylece kalakalırsın ya, denecek hiçbir şey bulamadığında saçma sapan dudak hareketleriyle anlamsız mimiklere sığınırsın ya hani. Kafandaki hiç bir plan gerçekleşemeyecek kadar uzaklaşır ya senden, yalnızlığın dibine vurursun hani....
hah, işte ordayım bak; el sallıyorum!!!

1 Haziran 2009 Pazartesi

Ateş TopaĞı


Ateşler içinde bal küpüm, bütün haftasonu yandı alev alev...
Ne kadar korursan koru, ne kadar uğraşırsan uğraş onu bulmak isteyen mikrop gelip buluyor arkadaş. Sinir oluyorum...
Cumartesi gecesi başladı kabusumuz, bugün Pazartesi ve daha ateşi düşmedi biricikimin. Neşelensin diye yaptığım bütün hokkabazlık çalışmaları düğüm oldu boğazımda. Sadece gülümseyerek karşılık verebildi güzel yavrum. O kadar sakin, o kadar masumdu ki gözümün önüne geldiğinde çaresizliğime daha da sinirleniyorum.
Pazar günü o çok sevdiği alışveriş merkezindeki dönme dolaba bindik beraber, inanır mısınız tepki bile vermedi dönüp dururken. O minik kafasını omuzuma yasladı, yük taşımış kadar yorgun ve bitkindi, kalbi merdiven çıkmış gibi çırpınıp duruyordu. Arada sırada kafasını kaldırıp birşey söylemek ister gibi anlamlı anlamlı suratıma bakıp durdu. İçim eridi, kilitlendim...
Anlatamıyorum.
Siz anlayın işte..........


Bu gadget'ta bir hata oluştu

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails