24 Mayıs 2010 Pazartesi

BirKaç (?) Gün...

Cumadan sarmıştı sıkıntısı boş evimizin... Ne yapıp edilmeli, bir yere gidilmeli ve mümkün mertebe unutturan zamanlar geçirilmeliydi..!


CUMA
Daha bir gün olmuştu oysa gideli... Birkaç İYİ adam (eşimin arkadaşları), cancağızım ve ben nicedir gitmediğimiz bir mekanda, nicedir etmediğimiz sohbetler ettik. Güldük mü? Güldük... En işime gelen de zamanın nasıl geçtiğini o sırada anlamamış olmam. Saate baktığımda o kadar sevindim ki :)
Cancağızımın annesine gittik uyumak için ama yine en korkulası zaman gelip çattı işte; UyuYamıyorum... Yerimi yadırgadım belki diye düşünüyorum, belki de yastık ince gelmiştir (?!)... Yok, yok; özlüyorum deli gibi işte. Kimi kandırıyorum?
Biraz kitap, biraz yazı, kendi kendimi bayıltıyorum yatak içinde...

CUMARTESİ
Çok önemli benim için birçok açıdan...
Tanımadan sevdiğim, acı gerçeğimi kaybettiğim gün 22 Mayıs... Belki de yüzünü görmediğim bir kahraman, sadece adını söyleyebildiğim...! Biliyorum o gün yağmur yağacak şakır şakır... Ama önemli bir işim daha var o gün; ruhuma ilaç gelecek, beni ben gibi dinleyecek, kendim gibi, içim gibi bir yürek bekleyecek beni, bildik bir mekanda.
Elimde papatyalar koşuyorum özlediğim dostluğa... Hava gri, hava puslu, hava açıklamamı bekliyor bugünün önemini. Açıklasam boşaltacak kendini ama kıyamıyorum cümlesini kesmeye, anlatamıyorum hikayeyi.
Neden sonra birşey oluyor ve aradaki tılsımı farkediyoruz karşılıklı... Şaşkın ama mutlu, heyecanlı ama sakin anlıyoruz birbirimizi. Yağmur boşaltıyor kendini üzerimize, her damla BABAM olup sarılıyor boynumuza. Gülümseten bir anlayışla direniyoruz yağmura...
Konuşacak ne çok şey var ve iyi ki konuşacak en doğru insan yanımda diye geçiriyorum içimden...
Zaman su gibi akıp gidiyor, sonra da O...
Gidişini seyrederken şükrediyorum dostluğuna.
Sevmese de ıslanmayı seçiyor o gün ve hikayesi adına...
Ardında sevinç, ardında hüzün ve tadına henüz doyulmamış bir yürek bırakarak...

Hiç ağlamadığımı farkediyorum o zamana kadar, yürüyorum yalnız sokaklarda, izin veriyorum kendime, AğlıYorum...
Uyutuyor beni bu ağlamak...


PAZAR
Bir sahil kenarında alıyoruz soluğu. Hava güzel, dünden kalma tatlar var ağzımın kenarında...
Nedeni belli bir uçuşma isteği içinde yüreğimin kelebekleri. Birkaç İYİ adam, cancağızım ve ben keyifli bir pazar sabahında, kahvaltı sonrası gidilen bir sinemayla sonlandırıyoruz günümüzü.
Evde yarım kalmış bir biberona aşık oluyorum, ters çıkarılmış bir süvetere, altı iyice kirlenmiş bir teki kayıp bir çoraba teslim oluyorum... Özlüyorum...

Gece kabus gibi geçmek bilmiyor... Uykusuz bir sabaha uyanıyorum...
Yorgun ama umutlu, beklemeye devam ediyorum...

Sevgiyle...


9 yorum:

Tibet'in annesi dedi ki...

Sana bir daha ballıyı bir yere göndermeyi yasaklıyorum! siz ayrısınız diye ben ağlamak zorunda mıyım beeee!!! :((((

bed@rdem dedi ki...

Ama birinin ağlamadan bana iyi bişeyler söylemesi lazım... Dii mi? öpüyorum Sibelcim...

Evren dedi ki...

sen böyle yazınca, hani ayrılıklar bir adamın ardından ağlatır ya, hani için çıkar yaağlamaktan ve gözlerin şişer ya kurbağalar mşisali, vraklar durursun ya köşelerde, bitmeyen gecelerde, ağlarsın ya haykıra haykıra... ne anlamsız kaldılar bir bilsen...

nasıl tutulur bilmiyorum bir yürek ferah, ama ferah tut ki, onun da sızlamasın yüreğinde bir yer ince ince, üstelik henüz o nedenini bile bilemez...

sevgiler...

bed@rdem dedi ki...

Yürekler ferahlar Evrencim sen gibiler oldukça... Sağolasın...

beenmaya dedi ki...

daha kaç cumartesiler yaşayacağız biz seninle sadece cumartesiler de değil üstelik diğer günlerin boynu bükük kalmasın diye her günü, her günde yaşayacağız. ama ilklerin yeri ayrı olur misali cumartesiyi hep bir adım önde tutacağız...

sonra ne yağmurlar yağdırıp ne güneşler açtıracağız. ben kimbilir kaç kez daha sevmediğim ve kimse için şimdiye kadar ıslanmadığım halde ıslanacağım sadece senin için, sadece sizin için...

sonra kocaman kahkahalarımızı savuracağız masmavi gökyüzüne BABAN görsün, duysun, mutlu olsun diye biliyorsun değil mi...

üstelik ballı da olacak yanımızda ve bir rüzgar gibi esecek içimizden içimizden, içimize...

daha biz hangi günlerden, kaç günlerden geçeceğiz biliyor musun? bilmiyorsan da hayal et şimdiden ve sen sadece gülümse...

bed@rdem dedi ki...

Hayali bile çok güzel :)) içim aydınlandı sayende... Kocaman gülümsüyorum sana, bana, yaşanacaklara... Sevgiyle

ayşegül dedi ki...

merhabaa,
ballıyı neden nereye gönderdiniz bilmiyorum,bulamadımda :) ama allah kavuştursun diyorum inşallah çok uzun değildir bu süre.
takipteyim,sevgiler...

bed@rdem dedi ki...

Merhaba Ayşegül; hoşgeldin :) BaLLı anneannesiyle Konya'da ve 1 hafta orada kalacak :( şükür ki kötü bir ayrılık değil ama yine de adı ayrılık ve ben onsuzluğa hiç dayanamıyorum.... sevgiler...

sufi dedi ki...

Yüreği yanan güzel anne;Ballına inşaallah enkısa zamanda kavuşasın.Allah başka türlü ayrılıklar vermesin hep mutlu-mesut yaşayasınız inşaallah.Tontini

Bu gadget'ta bir hata oluştu

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails