Hayatımdaki belki de en heyecanlı zamandı benim için.. Geceden uyumakta zorlandığımı söylemeliyim... Günlerce finale hazırlanan bir öğrenci edasıyla çalıştım dersimi... Hiç durmadan!

Ödev zor, konu ağır, hoca zorlu.... Vay halime! Düşünsene çocukluğum, gençliğim, orta yaşım... Herşeyimde ondan bir iz, ondan bir ses, ondan bir nefes var.
1 senedir bu anın peşindeyim... Yeter ki yüzünü göreyim, iki kelam edeyim derdindeyim...
Nihayet 1 sene sonra, mucize gerçekleşti :)
Oradaydım, tiyatroda...
Bir Garip Orhan Veli provasındaydı eşi işe birlikte, beni de davet ettiler. Koşarak gittim, (uçarak)!
Hani derler ya, bir şeyi ne kadar çok istersen o kadar olmaz diye.. O kadar uğraşmama rağmen, yağmur yüzünden geç kaldım :( kahrımdan, ömrümün yarısı gitti yollarda...
Gittiğimde beni bekliyorlardı.. Çoğul kullanıyorum çünkü bütün tiyatro beni 40 yıldır tanıyormuşcasına karşıladı kapıda. Elimde çiçekler, şaşkınlık içinde öylece kalakaldım...
Tiyatroda kurulmuş 30 senelik dekor bile beni bekliyordu sanki!!!
Özür dileyerek girdim içeri, yüzüm kızarık... Onların suratında son derece samimi bir gülümseme....
Dekor olarak kullanılan masanın üzerinde kişisel eşyalar, sıcacık bir çay...vs; hemen bana yer açtılar ses kayıt cihazı, dosya ve çanta için. İlk cümleleri;
"sıcak birşeyler içer misiniz?" oldu... Halbuki, oradaki en sıcak şey onlardı, farketmediler...


Sorular sordum, aklım yerinde değil..
"Daha önce hiç bu kadar mavi bir bakış görmedim" diye düşündüm kendi kendime. Böyle bir ses tonuyla kullanılmamıştı adım...
İnanır mısın bilmem ama, adımı ağzından ilk duyduğumda heyecandan ayağa kalktığımı hatırlıyorum hayal meyal :))
Anlattıkları beni başka başka yerlere götürdü; tarif ettiği herşeyi ve herkesi gözümde canlandırmaya çalıştım birer birer... Arada sırada sustum büyüyü bozmamak için.. Bazen de durmadan konuştum içimdeki kendisini anlatabilmek için.
Öğrenmek istediğim ne çok şey vardı ve ne kadar normal anlatıyordu bu kadar dolu bir ömrü..!
"63 senedir sahnedeyim, daha öğrenecek çok şeyim var" dediğinde utandım.
Sadeleştirdi bütün başarılarını, mütevazılığı arşa değecekti neredeyse, önünde eğildim..






1932 doğumlu bir adam...
1947 den beri sahnede...
1980'den beri Bir Garip Orhan Veli...
Binlerce oyun oynadı...
Yüzlerce seslendirme...
"İyi bir insan olmazsanız, iyi bir oyuncu olamazsınız" diyerek yetiştirdikleri şimdi sahnelerde...
ALKIŞLIYORUM....
İnsana kendi kendine şu soruyu sorduruyor böyle bir sohbet:
"sen ne yaptın bu zamana kadar?
iyi bir oyuncu olamadın belki, peki ya iyi bir insan????"
Ödev zor, konu ağır, hoca zorlu.... Vay halime! Düşünsene çocukluğum, gençliğim, orta yaşım... Herşeyimde ondan bir iz, ondan bir ses, ondan bir nefes var.
1 senedir bu anın peşindeyim... Yeter ki yüzünü göreyim, iki kelam edeyim derdindeyim...
Nihayet 1 sene sonra, mucize gerçekleşti :)
Oradaydım, tiyatroda...
Bir Garip Orhan Veli provasındaydı eşi işe birlikte, beni de davet ettiler. Koşarak gittim, (uçarak)!
Hani derler ya, bir şeyi ne kadar çok istersen o kadar olmaz diye.. O kadar uğraşmama rağmen, yağmur yüzünden geç kaldım :( kahrımdan, ömrümün yarısı gitti yollarda...
Gittiğimde beni bekliyorlardı.. Çoğul kullanıyorum çünkü bütün tiyatro beni 40 yıldır tanıyormuşcasına karşıladı kapıda. Elimde çiçekler, şaşkınlık içinde öylece kalakaldım...
Tiyatroda kurulmuş 30 senelik dekor bile beni bekliyordu sanki!!!
Özür dileyerek girdim içeri, yüzüm kızarık... Onların suratında son derece samimi bir gülümseme....
Dekor olarak kullanılan masanın üzerinde kişisel eşyalar, sıcacık bir çay...vs; hemen bana yer açtılar ses kayıt cihazı, dosya ve çanta için. İlk cümleleri;
"sıcak birşeyler içer misiniz?" oldu... Halbuki, oradaki en sıcak şey onlardı, farketmediler...
Sorular sordum, aklım yerinde değil..
"Daha önce hiç bu kadar mavi bir bakış görmedim" diye düşündüm kendi kendime. Böyle bir ses tonuyla kullanılmamıştı adım...
İnanır mısın bilmem ama, adımı ağzından ilk duyduğumda heyecandan ayağa kalktığımı hatırlıyorum hayal meyal :))
Anlattıkları beni başka başka yerlere götürdü; tarif ettiği herşeyi ve herkesi gözümde canlandırmaya çalıştım birer birer... Arada sırada sustum büyüyü bozmamak için.. Bazen de durmadan konuştum içimdeki kendisini anlatabilmek için.
Öğrenmek istediğim ne çok şey vardı ve ne kadar normal anlatıyordu bu kadar dolu bir ömrü..!
"63 senedir sahnedeyim, daha öğrenecek çok şeyim var" dediğinde utandım.
Sadeleştirdi bütün başarılarını, mütevazılığı arşa değecekti neredeyse, önünde eğildim..
1932 doğumlu bir adam...
1947 den beri sahnede...
1980'den beri Bir Garip Orhan Veli...
Binlerce oyun oynadı...
Yüzlerce seslendirme...
"İyi bir insan olmazsanız, iyi bir oyuncu olamazsınız" diyerek yetiştirdikleri şimdi sahnelerde...
ALKIŞLIYORUM....
İnsana kendi kendine şu soruyu sorduruyor böyle bir sohbet:
"sen ne yaptın bu zamana kadar?
iyi bir oyuncu olamadın belki, peki ya iyi bir insan????"
9 yorum:
geçen yıl kongrede kapanış bölümünün özel konuğu idi. saatlerce susmasa hep konuşsa istedim. mavi gözlerinde, kelimeleri vurgulayışında, susuşunda bile kayboldum. derinlerinde kendimi bulup tekrar çıkarttım. ne şanslısın... ne kadar şanslısın ki yanıbaşındaymışsın... itiraf ediyorum; kıskandım :))
Evren; bence hepimiz çok şanslıyız böyle bir değere sahip olduğumuz için.... :) sevgiyle
hem da tiyatro da, hem de sahnede hem de mavi mavi...
ne güzel olmuş, ne sıcak, ne içten, ne çok istediğin gibi...
iyi ki var iyi ki...
sen iyi bir insansın canım... çok iyisin hem de...
Vay arkadaşım vay :)) Bana röportaj yapacağını söylerken bile ne kadar heyecanlıydın, onun yanında nasıl olduğunu tahmin bile edemiyorum..Bravo sana koparıyosun:))
gel bi anlaşma yapalım ben bu röportajını güzel bi yerde ( ! )yayınlayayım ne dersin :))
Hayat sahnesinde insan gibi insan olabilenlere aşk ola.
PiLLicim, hayırdır? bu bir teklif mi :))) ayrıca neden olmasın... öpüyorum
Sufi; adam gibi adam gerçekten... sahici insanlardan yani... sevgiler
teklif tabii neden olmasın :)
Yorum Gönder