Aslına bakarsan ben sevmiyorum pek böyle iş meselelerini buraya aktarmayı... Ama bazı insanlar oluyor ki değinmeden edemiyorum. Bu sayı genç kızların böğürlerini yeni yeni parçaladığı Yusuf Güney'le sohbet etme fırsatı buldum....
Açıkçası önyargılı davrandığımı söylemeliyim.
Herkes etrafımda "beni de götür, yok fotoğraf iste" falan derken bir de bakmışım içten içe biley durumları oluşmuş içimde. Ne de olsa cörrt diye birden bire giriverdi hayatımıza...
Gittim ben de olayı yerinde inceledim...
Hiç de öyle değilmiş arkadaş! Bir mütevazilik bir mütevazilik.... beni utandırdı Vallahi :(
Yaşının küçük olması itibariyle (1984) saygılı, bir o kadar centilmen ve sevimli bir arkadaş kendisi.
Hem benim çenemden rahatsız olmadı, hem de durmadan gülümsedi.

Ayrıca diğerleri gibi yok ben daha kundaktayken uzun hava söylerdim, yok benim babam da devlet sanatçısıydı falan zırvaları da yok!
Dediğine göre Rafet El Roman'la tanışmadan önce sesinin güzelliğinin bile farkında değilmiş, çünkü şarkı söylemiyormuş. Kendi halinde bir hayat sürüyormuş Londra'da... Hemen öyle pörtletme gözlerini Londra'da mı yaşıyormuş diye... Ailesi hala orada yaşıyormuş naapsın çocuk?
Daha önce bir dolu iş yapmış bak bilmiyoduk!
Bir İtalyan restoranında çalışmış önce, baklava ustasının yanında çalışmış, hatta vinç operatörlüğü bile yapmış. Gururla anlattı yaptığı her işi... En son pazarlama müdürüyken yolları kesişmiş Rafet Abi'siyle...
Kendinin bile beklemediği bir hayran kitlesi oluşuvermiş AŞK-I VİRANE (TIK) klibiyle...
Ne diyeyim... ? Bu kadar dürüstüne, bu kadar mütevazisine ve bu kadar kendine güvenenine az rastladığımız bu zamanlarda seninle de paylaşmak istedim...

Dünya kadar yazı yazmam gerekiyor, ben burda sana röportaj anlatıyorum...
aaaah, müdür bir görse!!!
NOT: BaLLım bugün döndü gezisinden :) 3 günlük koklaşma zamanlarını paylaşmak dileğimle..
Açıkçası önyargılı davrandığımı söylemeliyim.
Herkes etrafımda "beni de götür, yok fotoğraf iste" falan derken bir de bakmışım içten içe biley durumları oluşmuş içimde. Ne de olsa cörrt diye birden bire giriverdi hayatımıza...
Gittim ben de olayı yerinde inceledim...
Hiç de öyle değilmiş arkadaş! Bir mütevazilik bir mütevazilik.... beni utandırdı Vallahi :(
Yaşının küçük olması itibariyle (1984) saygılı, bir o kadar centilmen ve sevimli bir arkadaş kendisi.
Hem benim çenemden rahatsız olmadı, hem de durmadan gülümsedi.
Ayrıca diğerleri gibi yok ben daha kundaktayken uzun hava söylerdim, yok benim babam da devlet sanatçısıydı falan zırvaları da yok!
Dediğine göre Rafet El Roman'la tanışmadan önce sesinin güzelliğinin bile farkında değilmiş, çünkü şarkı söylemiyormuş. Kendi halinde bir hayat sürüyormuş Londra'da... Hemen öyle pörtletme gözlerini Londra'da mı yaşıyormuş diye... Ailesi hala orada yaşıyormuş naapsın çocuk?
Daha önce bir dolu iş yapmış bak bilmiyoduk!
Bir İtalyan restoranında çalışmış önce, baklava ustasının yanında çalışmış, hatta vinç operatörlüğü bile yapmış. Gururla anlattı yaptığı her işi... En son pazarlama müdürüyken yolları kesişmiş Rafet Abi'siyle...
Kendinin bile beklemediği bir hayran kitlesi oluşuvermiş AŞK-I VİRANE (TIK) klibiyle...
Ne diyeyim... ? Bu kadar dürüstüne, bu kadar mütevazisine ve bu kadar kendine güvenenine az rastladığımız bu zamanlarda seninle de paylaşmak istedim...
Dünya kadar yazı yazmam gerekiyor, ben burda sana röportaj anlatıyorum...
aaaah, müdür bir görse!!!
NOT: BaLLım bugün döndü gezisinden :) 3 günlük koklaşma zamanlarını paylaşmak dileğimle..